HİZMETLERİMİZ

``Besinler ilacınız olsun``


Sağlıklı Zayıflama

Günümüzün en büyük karmaşası sağlıklı zayıflama. Bu konuda yazılmış binlerde makale, yazı, broşür olmasına rağmen en doğru ve güncel bilgileri hangi kaynaktan öğrenmemiz konusunda kafamız oldukça karmaşık. Amacımız sağlıklı beslenmeyi hayat tarzınız haline getirirken fit i görünüme kavuşmanız. Blogumda yer alan makaleleri okuyarak sağlıklı yaşamı keşfedebilirsiniz

Diyabette Beslenme

diyabet ve besleme

Diyabet insülinin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Toplumda daha sık görülen diyabet formu tip 2 diyabettir ve insülinin yeterince etki gösterememesi sonucu ortaya çıkar. Tip 1 diyabet ise daha seyrek olarak görülmesine rağmen küçük yaşlardan itibaren başlar ve ömür boyu insülin kullanılmasını gerektirir. Günümüzde görülme sıklığı giderek artan diyabet hastalığının 2040 yılında görüme sıklığının giderek artacağı ve her 10 yetişkinden birisinin diyabetli olacağı öngörülmekte. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, öğün saatlerini düzensizliği, rafine gıda tüketimini artması, fiziksel aktivitenin azalması, stres  gibi çevresel etmenler diyabet oluşum riskini arttıran başlıca faktörlerdir. Gün içerisinde alınan gıdalar pankreastan insülin salınıp besinlerle aldığımız glikozun hücrelere taşınmasını sağlar. Uzun süreli açlıklar, işlenmiş gıdaların çok tüketilmesi insülin salınım mekanizmasında bozulmaya neden olarak insülin salınımını azaltmakta ve kan şekerinin yükselmesine sebep olmakta. Diyabet tedavisinde uygulanan tıbbi tedavi kadar beslenme tedavisi de son derece önemlidir.  Sağlıklı besleme düzeni ile kan şekeri daha dengeli olup diyabetin sebep olduğu pek çok komplike hastalık görülme riski azalmakta. Diyabetin tedavisinde su tüketimi, sebze meyve tüketimi, tam tahıllı ürünlerin tüketimi ve fiziksel aktivite son derece önemlidir.

Çocuk ve ergen beslenmesi

Sağlıklı-Beslen

Çocukluk dönemi bireyin hayatında gelecekle ilgili kararların alındığı, alışkanlıkların kazandığı ve kişiliğin oluştuğu en önemli dönem.Bu döneme kazanılan beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ileriki dönemde oluşabilecek sağlık problemlerine karşı alınabilecek en etkili yöntemlerden. Günümüzde hızla yayılan fast-food tüketimi, asitli gıdaların aşırı miktarda tüketimi, rafine gıda tüketimi maalesef çocuklar üzerinde pek çok olumsuz etkiye sebep olmakta. Meyve ve sebze tüketmeyen, sıvı ihtiyacını meyve suyu, asitli içeceklerden karşılayan çocuklarda obezite ve şeker hastalığına açık kapı olan insülin direnci hızla artmakta. Aynı zamanda teknolojinin gelişmesi ile bilgisayar, televizyon karşısında geçirilen zaman artmakta ve fiziksel aktivite azlığı çocukları hem ruhsal hem de fiziksel olarak olumsuz etkilemekte. Yapılan çalışmalar televizyon karşısında geçirilen 15 dakikanın obezite oluşum riski %2 oranında arttırdığını göstermektedir. Aynı zamanda çocukluk döneminde susam merkezi yetişkinlerde olduğu kadar hassas değildir. Bu nedenle çocuklara su içmeleri sık aralıklarla hatırlatılmalıdır. Hamburger, pizza gibi ürünlere bağımlılığı olan çocuklar için bu ürünleri birden hayatından çıkarmak yerine tam tahıllı ekmek ve unlar ev köftesi ve yarım yağlı kaşar peyniri ile sağlıklı ürünler hazırlanıp haftalık tüketim miktarı azaltılmalıdır. Beslenme alışkanlığı oluşurken çocuklar anne ve babalarını rol model olarak aldıkları için sebze ve meyve tüketimi aile tarafından çocuğa özendirilmelidir.

Kanserde Beslenme

Günümüzde görülme sıklığı giderek artan ve bilim adamlarının tedavi etmek için çalıştıkları hastalıkların başında geliyor kanser. İnsanoğlunun toprak ile ilişkisini kesmesi, rafine gıda tüketimini arttırması, yağ içeriği yüksek, posa miktarı az besinleri tüketmesi beslenmeye bağlı kanser oluşumu arttıran faktörlerin başında gelmekte. Çalışma saatlerini yoğun olması, stres faktörünün artması, fiziksel aktivitenin azalması ve en önemlisi de sağlıksız beslenme  kanser oluşumun riskini arttıran faktörlerdir. Yapılan çalışmalar kanser oluşumunda %35 oranında Dengesiz Beslenme, %30 oranında Sigara kullanımı, %10 oranında enfeksiyonlar,%4 oranında mesleki nedenler, %3 oranında alkol kullanımı.%1 oranında katkı maddeleri kullanımının etkili olduğunu göstermekte.

Değişen yaşam şartların uyu göstermeni yanında vücudun savunma mekanizmasının güçlenmesini sağlayarak kanserden korunmak için:

  • Kilonuzu ideal seviyelerde korumalısınız.
  • Düzenli olarak fiziksel aktivite yapmalısınız. Yapılan çalışmalarda düzenli olarak orta düzeyde aktivite yapan kadınların meme kanseri riskini azalttığı bulunmuştur.
  • Lif açısından zengin beslenmeye özen göstermelisiniz.
  • Aşırı alkol ve sigara tüketiminden kaçınmalısınız.
  • Aşırı yağ alımından ve trans yağ asidi tüketiminden kaçınmalısınız.
  • Yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelisiniz.
  • A,D,E,K gibi antioksidant içeriği yüksek vitaminlerden zengin beslenmelisiniz.
  • Kefir, probiyotik süt ve yoğurt grubu yararlı bakterileri içerir. Bağışıklık sistemini güçlendiren, hastalık yapıcı mikroorganizmaların yerleşimini önleyen antikanserojen olan bu besinlerden günlük 1 su bardağı kadar tüketmelisiniz.
  • Günlük su tüketimi en az 8 bardak olmalı
  • Haftada en a 30 dakika çıplak ayak ile toprağa basmalısınız.

Gebelikte beslenme

gebelikte beslenme

Kadınlar için hayatlarının en önemli dönemi hamilelik dönemidir. Doğuştan itibaren var ola annelik içgüdüsü bu dönemden itibaren aktif olarak hissedilmeye başlar. Birçok mucizeyi içinde barındıran bu dönem kadınların en çok korku yaşadıkları dönemdir aynı zamanda. Çocukları için her zaman en iyisini isteyen anneler bu dönemde de bebeğin en sağlıklı şekilde gelişmesi için en iyi şekilde beslenmek isterler. Fakat sosyal medyada, çevreden aldıkları duyumlar kafalarının karıştırabilir. Gebeliğinin ilk dönelerinde kilo almayan anne adayları çevresi tarafından suçlanır, bebeğin gelişimi için alması gereken kalorinin iki katını alması konusunda ısrar davranışlara maruz kalabilir. Fakat gebelik dönemi kendi içerisinde özel bir konudur. Gebe bireyin beslenme planı gebelik öncesi ağırlık, var olan hastalıklar, fiziksel aktivite düzeyi, gebenin çalışma durumu gibi pek çok faktöre göre değişiklik göstermektedir.

Gebelik döneminde annenin kan basıncının artması, bebeğin vitamin ve mineral ihtiyaçlarının anneden sağlaması nedeniyle günlük vitamin ve mineral gereksinimleri normal döneme göre artmaktadır. Demin kanın taşınmasında görevli olan hemoglobinin yapısında bulunmakta ve annenin artan kan hacminden dolayı demire olan ihtiyaç artmaktadır. Artan demir ihtiyacını karşılamak için her gün 1 adet haşlanmış yumurtanın yanında C vitamini içeren bir meyveyi tüketin. Aynı zamanda diyetinize sağlığından emi olduğunuz yerden aldığınız ciğer, ızgara şeklinde hazırlanmış yağsız kımızı et, siyah üzüm, kuru kayısı gibi besinleri de ekleyebilirsiniz.

Gebelik döneminde bebeğinizin beyin gelişimi için en önemli minerallerden birisi olan iyot ihtiyacınızı karşılamak için iyotlu tuz tüketip tuzu yemeğe servi sırasında ekleyiniz.

Kalsiyum süt ve süt ürünlerine bulunan ve kemik gelişimi ve sağlığının korunması için gerekli en önemli mineraldir. Son 3 aylık dönemde bebeğinizi kalsiyum depolaması artmakta ve sizi vücudunuzdan kalsiyum çekmektedir. Bu dönemde oluşacak kas kramplarınızı azaltan, diş dökülmelerini engellemek ve kemik sağlığının korumak için günlük beslenmenizde düzenli olarak süt ürünlerini tüketmelisiniz.

Hamile bayanların en büyük problemlerinden birisi olan kabızlık vücudunuzun bebeğiniz için yer açması sonucu bağırsaklarınıza baslı yapması sonucu oluşmaktadır. Kabızlığı çözmek için probiyotiklerden zengin kefir, yoğurt gibi besinlerin tüketimini arttırabilirsiniz. Günlük su tüketiminizin 8 bardağın altında olmamasına özen gösterin.

Zengin vitamin ve mineral içeriğine sahip meyve ve sebzelere diyetinizde mutlaka yer vermelisiniz.

Gebeli için riskli kabul edilen ilk 3 ay maydanoz, roka, tere gibi içerinde kan sulandırıcı öğeler olan sebzelerin tüketimine dikkat ediniz mümkün olduğunca bu sebzelerin tüketiminden kaçınınız.

Bebeğinizin sizin besinlerinizden beslendiğini unutmayınız ve bu dönemde beslenmenize normal zamanda olduğundan daha çok dikkat ediniz.

Kolesterol Hastalarında Beslenme

kotu-kolesterol-belirtileri-7136Kolesterol, insan ve hayvan hücrelerinde bulunan yağımsı bir maddedir. Vücut tarafından üretildiği gibi (örneğin karaciğerde) çeşitli besinlerle de vücudumuza girer. Tüm vücutta yaygın olarak bulunmakla birlikte, özellikle beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğerde bulunur. Birçok hormonun (kortizon, seks hormonları gibi) üretiminde kullanılan kolesterol aynı zamanda D vitamini ve safra üretiminde de kullanılır.

HDL kolesterol bilinen adıyla iyi kolesterol karaciğere kolesterol taşınmasını sağlayarak kan kolesterolünün düşürülmesinde etkili. Türk toplumunda genetik olarak düşük olduğu bilinmektedir. Yükseltmek için en iyi yol sigara içmemek ve egzersiz yapmaktır. LDL Kolesterol yani kötü kolesterol ise karaciğerden vücuda kolesterol taşınmasını arttırarak kan kolesterol seviyesini artmasın neden olmakta. Kolesterolün başlangıç tedavisinde diyet faktörü son derece önemlidir. Kolesterolün tedavisinde uymanız gereken beslenme davranışları:

  • Kızartmalardan kaçınmak,
  • Haftada 1 günden fazla kırmızı et yememek
  • Kaymak ve yağlı süt yerine yağsız ya da yarı yağlı süt tercih edin.
  • Sıvı bitkisel yağlar (zeytinyağı, çiçek yağı, mısır yağı, soya yağı gibi) doymamış yağ oranı yüksek yağlardır. Bunları tercih edin. Katı yağlardan uzak durun.
  • Alışveriş yaparken hazır gıdaların etiketlerini okuyarak, yağ miktarlarına göre alın.
  • Doymuş yağ oranı yüksek olan yiyecekler yerine nişastalı ve lifli besinleri tercih edin.
  • Sakatatlardan (karaciğer, böbrek ve beyin gibi) uzak durun.
  • Meyve ve sebze tüketimini arttırın.
  • Eğer tansiyon yüksekliği de varsa buna yönelik beslenme değişiklikleri de yapılmalıdır (tuzun azaltılması gibi).
  • Kilonuzun ideal sınırlar içinde olmasına özen gösterin.
  • Düzenli egzersiz HDL-kolesterolü yükseltir, LDL-kolesterolü düşürür.
  • Haftada, 3 – 5 kez, 30-45 dakika yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır.

Sporcu beslenmesi

sporcu_beslenmesi_nasil_olmali_h10083

Yetersiz ve dengesiz beslenmenin bazı sağlık problemlerine ve performans düşüklüklerine neden olduğu pek çok otorite tarafından kabul edilmektedir. İyi beslenen bir sporcu, kötü beslenen bir sporcuyla kıyaslandığında başarısı için bir takım avantaja sahip olmakta. İyi beslenen bir sporcunun avantajları:

• Performansı yükselir,

•  Antrenmanın etkinliği maksimum düzeye ulaşır,

• Üst düzey konsantrasyon ve dikkate sahip olur,

• Büyümesi ve gelişmesi beklenen düzeydedir.

• Vücut ağırlığı ve vücut yağı önerilen sınırlarda veya bu sınırlara yakındır.

Spor performansının artması, sağlıklı kilo kaybı ve kas kütlesi için olması gereken beslenme düzenini ile ilgili bilgileri  blogumda yer alan sporcularda beslenme kategorisinden edinebilirsiniz.

Hipertansiyon Hastalarında Beslenme

hipertansiyonu_olanlara_dash_diyeti-0Hipertansiyon kan basıncının ideal değerlerden yüksek olması sonucu ortaya çıkan kalp yetmezliği, kalp krizi, böbrek yetmezliği, damarların daralması, beyin kanaması, felç, görme kaybı gibi pek çok hastalığa neden olabilen sağlık sorunudur. Ülkemizde görülme sıklığı artmakla birlikte  % 11- 43 arasında değişiklik gösterir. 40 yaş üstü görülme oranı daha fazladır. Günümüzde yetişkinlerin yanında obezitenin artması ile birlikte çocuklarda görülme sıklığı giderek artmaktadır.

Hipertansiyonun en önemli sebepleri, yağlı gıdaların aşırı tüketimi, tuz tüketiminin günlük 2 çay kaşığından fazla olması, diyabet komplikasyonları sonucu damarlarda tahribata sebep olması ve genetik faktörler sıralanabilir. Hipertansiyon tedavisinde tıbbi tedavi yanında uygulanabilecek besleme tedavisi:

  • Hipertansiyon tedavisinde vücut ağırlığı mutlaka istenilen seviyeye gelmelidir.
  • Ailede hipertansiyon öyküsü varsa Beden Kitle İndeksi( BKI) mutlaka normal aralıklarda tutulmalıdır.
  • Ailede hipertansiyon öyküsü olanlar 20 yaşından sonra 2 senede bir tansiyon ölçümlerinin kontrol ettirmeliler.
  • Alkol alımı mutlaka sınırlandırılmalı. Kadınlar 1 kadehin, erkekler ise 2 kadehin üstüne çıkmamalı ve bu alımı haftada sadece 3- 4 gün olacak şekilde ayarlamalıdırlar.
  • Sodyum alımı 1,5- 2,5 g arasında (4- 6 g tuz) tutulmalıdır. Bu alımı sağlayabilmek için yemeklere tuz ilave edilmemeli, gerekirse tuzsuz ekmek kullanılmalıdır.
  • Yemeklerde tuz yerine potasyumdan zengin nane, maydanoz, kekik, dereotu, limon suyu, soğan gibi lezzet verici besinler kullanılabilir.
  • Doymuş yağ asitlerini çok içeren tereyağı, sade yağ, iç yağ ve katı margarin kullanılmamalıdır.
  • Yeşil yapraklı sebzeler mutlaka beslenme programında yer almalıdır.
  • Düzenli fiziksel aktivite tüm hastalıkların önlenmesinde olduğu gibi hipertansiyon tedavisinde de önem taşır. Bu nedenle haftada en az 3 gün olmak üzere orta tempolu egzersiz yapmak büyük önem taşır.
  • Haftada en az 2 kez balık tüketmek veya balık yağı suplemanı kullanmak kan basıncı denetiminde önemli görev alır.
  • Paketlenmiş gıdalarda düşük yağ içeriğine sahip olanları tercih edin.
  • Çok şekerli yiyeceklerden uzak durun (pasta, dondurma, şerbetli tatlılar, meşrubatlar, meyve suları).
  • Atıştırmalık olarak meyve, çiğ sebze, yağsız tuzsuz mısır patlağı tercih edin.
  • Jambon, salam gibi işlenmiş şarküteri ürünlerini, salamura yiyecekleri (turşu, sebzeler, zeytin gibi), ve sosları (ketçap, hardal vb) kısıtlayın.
btt